



Gezi yazılarım, okuyanların yeni yerler görme hayallerini desteklemeli, harekete geçmeleri için onları cesaretlendirmeli ve bu konuda ufuklarını genişletmeli
ODTÜ Jeoloji Mühendisliği’nden mezun olduktan sonra mesleğimi ancak kısa bir süre yapma şansına sahip oldum. Önce oğlumun, iki buçuk yıl sonra da kızımın dünyaya gelişiyle önceliğim tamamen onlar oldu. Bu dönemde, çalışma saatlerinin uygunluğundan dolayı İngilizce Öğretmeni olarak görev yapmaya başladım. Avrupa Birliği Eğitim Projeleri de bu vesileyle karşıma çıktı. Proje ortaklığıyla çıktığım yola, proje koordinatörlüğüyle devam ettim ve böyle de sonlandırdım. Fakat Avrupa Birliği Projeleri yapan firmalar ve kurumlar için danışmanlık yapmaya devam ettim. Zaten ailece farklı ülkeleri ve kültürleri keşfetme sevdamıza bir de görevli olarak gittiğim yurtdışı seyahatleri eklenince, bir zamanlar hep hayalini kurduğum gezi yazıları için elimde epey malzeme birikmeye başlamıştı. Okumak, araştırmak, gezmek, keşfetmek ve yazmak tutkum, gezi yazıları yazmaya kolay bir başlangıç yapmamı sağladı. Bu arada yazılarımla birlikte yer alacak fotoğrafları kendim çekmek için AFSAD kurslarına devam ettim ve çok değerli hocalardan dersler alma şansım oldu. Hemen hemen aynı dönemde başladığım Büyükelçilik Röportajları da gezi yazılarımda tarzımı belirleyen bir gerçeği ortaya çıkardı. Gerek röportaj yaptığım büyükelçiler gerekse çalıştığım farklı ülkelerden proje ortaklarımdan algıladığım, herkes ülkesinin bir turistin gözünden değil, orada yaşayan halkın gözünden, onların hikayeleri, tarihleri, ünlü kişileri, efsaneleri ve yaşam tarzlarıyla tanıtılmasını istiyordu. Onlar şehirlerinden ve coğrafyalarından çok kültürlerini, yani kendi millet benliklerini dünyaya tanıtmak istiyorlardı. Onun için gezi yazılarımda bu değerlere sık sık yer vermeye çalışırım. Bazen onları gezi yazılarından çok şehir hikayeleri diye tanımlamamın sebebi de budur.